Özel Görelilik için yeni kütleçekimi teorisi yazmaya giden Einstein, Genel Görelilik Kuramı olarak sonucunu yayınladı.

Özel görelilik kuramının ana unsurlarından biri, ışığın koyduğu mutlak hız engelidir. Bu sınırın sadece maddi cisimler için değil, sinyaller ve her türlü etki için geçerli olduğunun farkında olmak önemlidir. Bir yerden diğerine, ışık hızından daha hızlı şekilde bilgi ya da başka bir etki iletmenin bir yolu yoktur. Tabii ki, Dünya ışık hızından daha yavaşbir biçimde etki aktarmanın çeşitli yollarıyla doludur. Örneğin konuşmalarınız ve başka bütün sesler, havada saatte 1100 kilometrelik bir hızla yol alan titreşimlerle taşınır; ışık hızının saatte 1 milyar kilometre olduğu düşünülürse, pek düşük bir hızdır bu. Bu hız farkı, örneğin bir beysbol maçını tribünlerde seyrederken vurucudan uzaktaysanız belirginlik kazanır. Oyuncu topa vurduğunda, vurma sesi, topa vurulduğunu görmenizden bir süre sonra size ulaşır. Gök gürültülü fırtınalar sırasında da benzer bir şey yaşanır. Şimşek ve gök gürültüsü aynı anda ortaya çıkıyor olsa da, önce şimşeği görüp ardından gök gürültüsünü duyarsınız. Bu da yine ışık ile ses arasındaki ciddi hız farkının sonucudur. Özel görelilik bize, tam tersi bir durumun, yani bir sinyalin bize çıkardığı ışıktan önce ulaşmasının imkansız olduğunu söylemektedir. Hiçbir şey fotonları geçemez.

Kendi zamanının en iyi bilim insanı; Isaac Newton. Defalarca deneysel olarak kanıtlanan kütleçekim teorisini yenisiyle değiştirmeye giden Einstein, bir sorun fark etti.

İşte pürüz de buradadır. Newton’un kütleçekimi kuramına göre, bir cisim bir başka cisim üzerinde, yalnızca söz konusu cisimlerin kütleleri ve birbirlerine olan mesafelerine bağlı bir güçle kütleçekimi kuvveti uygular. Bu gücün cisimlerin ne kadar süredir birbirlerini etkiledikleriyle hiçbir ilgisi yoktur. Bu da, kütleleri ya da aralarındaki mesafe değişecek olursa, Newton’a göre cisimlerin karşılıklı kütleçekimlerinde anında bir değişiklik hissedeceği anlamına gelir. Örneğin Newton’un kütleçekimi kuramı, Güneş birden patlayacak olursa, Dünya’nın (Güneş’ten 150 milyon kilometre uzaktadır) normal eliptik yörüngesinden hemen çıkacağı iddiasında bulunur. Patlama ışığının Güneş’ten Dünya’ya ulaşması sekiz dakika alacak olsa da, Newton’un kuramına göre, Güneş’in patladığı bilgisi, yeryüzüne, hareketini yöneten kütleçekimi kuvvetindeki ani değişikle anında aktarılacaktır. Bu sonuç özel görelilikte doğrudan çatışır; çünkü özel görelilik hiçbir bilgisinin ışık hızından daha hızlı aktarılamayacağını söyler; anında aktarımsa bu kuralı en üst düzeyde çiğner. Dolayısıyla Einstein, 20.yüzyılın ilk yarısında, Newton’un muazzam derecede başarılı kütleçekimi kuramının kendisinin özel görelilik kuramıyla çatıştığını fark etti. Özel göreliliğin doğruluğundan emin olan, Newton’un kuramını destekleyen deneyler yığınını bir kenara bırakan Einstein, özel göreliliğe uygun düşecek yeni bir kütle çekimi kuramı arayışına girdi. Bu da onu, uzay ve zamanın özelliklerini bir kez daha dikkat çekici bir dönüşüm geçirdiği genel görelilik kuramının keşfine götürdü. kaynak: Brian Greene, Evrenin Zarafeti, Sayfa 66

Reklamlar