Demokritus Yunanistan’ın kuzeyindeki İyonya kolonisi Abdera’da doğmuştu. Abdera şakaların kaynaklandığı bir kentti. MÖ 430’da Abdera’lı biri hakkında bir hikaye anlatmaya kalktığınızda, karşınızdakinin kahkahası peşin olarak hazırdı. Demokritus’a göre, yaşamın tümü anlayarak ve eğlenerek geçirilmelidir; anlamak ve eğlenmek aynı şeylerdi. O, “Eğlencesiz bir yaşam, meyhaneye rastlamadan uzun uzadıya gidilen yola benzer,” derdi. Demokritus Abdera’lı olabilirdi, fakat budalanın biri değildi. Uzayda yayılan maddenin dünyanın birden oluştuğuna, geliştiğine, sonra da dağıldığına inanırdı. Darbe kraterlerinden hiç kimsenin haberi olmadığı bir dönemde, Demokritus dünyaların bazen çarpıştığını düşünüyordu. Dünyalardan bazılarının uzayın karanlığında dolaşırken, bazılarının güneş ve ay eşliğinde dolaştıklarını; dünyalardan bazılarında hayat olduğunu; bazılarındaysa ne bitki, ne hayvan, hatta ne su bulunduğu ve ilk hayat şekillerinin ilkel bir çamur türünden kaynaklandığını ileri sürmekteydi. Algılamanın -örneğin, elimde bir kalem bulunduğunu düşünmenin- sırf fiziksel ve mekanik bir süreç olduğunu; düşünmenin ve hissetmenin karmaşık ama yeterince düzenli bir biçimde bir araya getirilişinden oluştuğunu ve maddenin, içine tanrılar tarafından ruh verilerek doğmadığını öğretiyordu.

Demokritus’tur “atom” sözcüğünü bulan, Yunanca, “kesilmesi olanaksız” anlamındadır atom. Atomlar bir maddenin bölünemez zerrecikleridir; o maddeyi daha küçük parçalara bölmemizi engeller. Her şeyin iç içe yerleşmiş atomlar toplamından oluştuğunu söylerdi. “Biz bile atomdan oluşuyoruz.” diye eklerdi; “Atomdan ve boşluktan başka hiç bir şey yoktur.”

Demokritus’a göre, bir elmayı kestiğimizde, bıçak atomlar arasındaki boşluklardan epey sayıda geçiyor olmalı. Eğer bu boşluklar olmasa, bıçak içine giremez, atomlara rastlar ve elma kesilemezdi.

1750 yılında Thomas Wright, Demokritus’un Samanyolu’nun çoğunlukla kararsız kalmış yıldızlardan oluştuğu yolundaki inancına şaşırmıştır. Thomas Wright, “Astronomi optik bilimlerin yararlı meyvelerini toplamadan çok önce Demokritus, zihin gözlüğü deyimini kullanalım, evet, zihninin gözlüğüyle, sonsuzluğu çok daha elverişli aygıtlarla çalışan astronomlardan daha iyi görmüştür.” diyor. Hera’nın göğsünden fışkıran Süt’ün, Gecenin Belkemiği’nin ötesinde, Demokritus’un beyni yükseliyordu.

Demokritus; kadın, çocuk ve cinsel ilişkiden fazla hoşlanmazdı. Biraz da zamanını alıyorlar diye onlardan kaçınırdı. Fakat dostluğa değer verir, neşenin hayatın amacı olduğu görüşünü savunur ve heyecanın asıl kaynaklarını bulmaya yönelik felsefi araştırmalara girişirdi. Atina’ya Sokrates’i görmeye gider, ama kendini tanıtmaya çekinirdi. Hipokrat’ın yakın dostuydu. Doğanın güzelliği ve görkemi karşısında ağzı açık kalacak derecede hayranlık duyardı. Demokrasi düzeninde yoksulluğu, baskı yöntemindeki zenginliğe yeğ tutardı. Zamanında geçerli olan dinlerin kötülüğüne inanır ve, “ölümsüz ruh ya da ölümlü tanrılar diye bir şey olmadığını” söylerdi.

Kaynak: Carl Sagan, Kozmos, Sayfa 202-203


Reklamlar