Matematik ve Oyun, Ali Nesin tarafından yazılmıştır. Kitap 200 sayfadan oluşmaktadır.

Matematik ve Oyun kitabı; ilk olarak 1994 yılında yayınlanmış ve Ali Nesin tarafından yazılmıştır. Matematik ve Oyun, Nesin Matematik Köyü Kitaplığı‘nın 3. kitabıdır ve 200 sayfadan oluşmaktadır. Kitap; Ali Nesin’in 1992-1993 yılları arasında yazdığı ve çeşitli dergilerde yayınlanan popüler matematik yazılarından oluşmaktadır. Kitap bir matematik kitabı olduğundan, Ali Nesin, birinci basıma önsözünde; “Yazıların çoğunun lise öğrencileri tarafından anlaşılacağını umuyorum. İyi bir ortaokul öğrencisi de – zorlanarak da olsa – anlayabilir.” diye belirtiyor.

İçindekiler

    1. Dünyanın En Zeki İnsanı Matematikçilere Karşı
    2. Matematik / Jules Supervielle
    3. “Son Teorem” Teorem Oldu En Sonunda
    4. Hypatia
    5. Feza Gürsey
    6. Sonlu Oyunlar
    7. Beklenti ve Kumarhane Oyunları
    8. Tavla Üzerine Bir Soru
    9. Matematikçi Hilesi
    10. Saymadan Saymak
    11. Pokerin Matematiği
    12. Loto
    13. Doğumgünleri
    14. Sonsuz İniş ve Sonsuz Çıkış
    15. Böyle de Oyun Olur mu?
    16. Bölünebilme
    17. Yakınsamak
    18. Olasılık Hesapları (1)
    19. Olasılık Hesapları (2)
    20. Bir Tane Rastgele Çizge Var!
    21. Fermat Ne Biliyordu? (1)
    22. Fermat Ne Biliyordu? (2)
    23. Yüzde Yüz Sonlu Sonsuz Oyunlar
    24. Bir Maymun Shakespeare Olabilir mi?
    25. Yoksulun Şansı
    26. Züğürt Tesellisi
    27. Yoksulun Kazanabildiği Bir Oyun
    28. Matematikte Biçim ve Sezgi Üzerine
    29. Matematik Kitapları Üzerine
    30. Feza Gürsey’in Bir Konuşması

Birinci Basıma Önsöz

Bu kitapta 1992-1993 yılları arasında yazdığım ve çeşitli dergilerde yayımlanmış popüler matematik yazılarını derledim. Yazıların birçoğu Aydınlık gazetesinin Bilim ve Ütopya adlı pazar ekinde (şimdi bağımsız bir dergi oldu) ve Matematik Dünyası dergisinde yayımlandı. Yazıların “kitaplık” olmaları için bir iki değişiklik yaptımsa da özlerine dokunmadım. Bu yayımlanmış yazılara ek olarak araya birkaç yazı da sıkıştırdım.

Yazıların çoğunun lise öğrencileri tarafından anlaşılacağını umuyorum. İyi bir ortaokul öğrencisi de -zorlanarak da olsa- anlayabilir. Gene de her yazıyı anlamak kolay olmayabilir. Özellikle son yazılarda okur zorlanabilir ve eline kalem kağıt almak zorunluluğunu duyabilir, hatta -umarım- ister. Matematik ancak çalışıldıkça, emek verildikçe anlaşılır ve sevilir.

Çoğu kişi matematiksel araştırma yapmak için çok bilmek gerektiğini sanır. Bu doğru değildir. Özgün bir çalışma yapmak için biraz bilmek gerekiyorsa da, amatör bir matematikçinin matematikten zevk almak ve araştırma yapmak için fazla matematik bilmesine gerek yoktur. Matematiksel araştırmadan zevk alabilmek için ilkokul bilgisi bile yeterlidir. Düşünmek, çalışmak ve inatçı olmak, matematiksel araştırmanın üç ana (olmazsa olmaz) öğesidir. Bunun ötesinde pek bir şey gerekmez. Üstelik matematik yapmak demek illa bir soruyu çözmek değildir. Soru tamamen yanıtlanmasa da olur, sorunun güçlüğünü kavramak matematik yapmak demektir. Profesyonel matematikçiler bile çoğu kez soruyu yanıtlayamazlar, güçlüğü kavramakla yetinmek zorunda kalırlar. Kimileyin, soruyu değişik bir açıdan ele alma, aynı soruyu değişik bir dilde, değişik bir bakış açısından bakarak sorma başarısını gösterirler. Kırk yılın başında da soruyu yanıtlarlar. O zaman bulduklarına “teorem” denir.

Matematiksel araştırmanın yaşı da yoktur. 7’den 70’e herkes matematikte araştırma yapabilir. Sorulan soru daha önce yanıtlanmış olabilir. Yanıtı dergilerde ve kitaplarda yayımlanmış da olabilir. Hatta soru ve yanıt çok iyi bilinebilir de. Önemli değil… Her matematikçi Amerika’yı yeniden, ve bir kez değil, bin kez keşfeder. Bir piyano sonatı nasıl tekrar tekrar bir çok piyanist tarafından çalınabiliyorsa, matematiksel araştırma bir kez değil, bin kez yapılabilir, hatta yapılmalıdır. Çalınan her piyano sonatı nasıl plaklara, kasetlere kaydedilmiyorsa, her matematiksel araştırma da dergilerde, kitaplarda yayımlanmaz. Bir piyanist çalmakta olduğu piyano sonatının daha önce binlerce kez ve kendisinden çok daha usta piyanistler tarafından çalındığını bilmesine karşın, çaldığı piyano sonatından nasıl büyük bir zevk alabiliyorsa, araştırmacı da araştırmasından öyle bir zevk alır. Bir matematik problemiyle başbaşa geçireceğiniz bir gece size büyük zevk verecektir. Deneyin, aklınıza hayran kalacaksınız.

Bu önsözü kişisel bir notla bitireyim. Yazıları okurlar için yazdığımı sanıyordum. Okur matematiği sevsin, çocuğuna, torununa, yeğenine , çevresine sevdirsin, öğretmense konuları sınıfında işlesin, gençse matematik eğitimine önem versin, bu yazıları okuduktan sonra matematikçi olmak istesin diye yazdığımı sanıyordum. Bu pek doğru değilmiş. Zamanla yazıları aslında kendim için yazdığımı anladım. Gerçekte kimsenin yazdıklarımı anlaması pek umurumda değildi. Ben anlayayım istiyordum. Ama hangi ben? Ortaokul öğrencisi, lise öğrencisi, hatta üniversite öğrencisi ben. “O yaşlarda böyle bir yazı okusaydım ne kadar severdim, ne kadar sevinirdim.” diye içimden sık sık geçirdim yazıları yazarken. Bir yandan yazıyor, bir yandan okuyordum. Kimbilir, belki de o yaşlarda bu yazıları anlayamazdım. İnsan kendini unutuyor. Önemli değil. Bu aşamada önemli olan okur. Bu yazılar önünde sonunda okurlar için yazılmıştır.

Bu kitaptaki yazılardan bazılarını Bilkent Üniversitesi’nin Matematik Bölümü’nü ziyaret ettiğim 1993-1994 öğretim yılında yazdım. Yazıları ve yazıların konularını öğrenci ve öğretim görevlisi arkadaşlarımla konuştuk, tartıştık, problemler üzerine düşündük. Özellikle Koray Atasoy’un, Engin Mermut’un, Doç. Dr. Sinan Sertöz’ün ve Doç. Dr. Yalçın Yıldırım’ın yardımlarını gördüm. Bölüm dışından dostlarımın da bu kitaba katkıları olmuştur. Kimi soru sordu, kimi sorduğum sorulara yanıt verdi, kimiyle de birlikte düşündük. Doç. Dr. Nejat Anbarcı, Doç. Dr. Can Ertem, Dr. Eşref Eşkinat, Doç. Dr. Yusuf Gürsey, Dr. Azer Kerimov, kızım Aslı Nesin ve Prof. Dr. Nazif Tepedelenlioğlu katkıları olan kişilerden yalnızca birkaçı. Prof. Dr. Mustafa Akgül, Doç. Dr. Muhittin Gökmen ve Tolga Acar kitabı yayına hazırlarken karşılaştığım teknik zorlukları aşmamda yardımcı oldular. Her birine teşekkür borçluyum.

Ali Nesin

Ocak 1994

NY’de Birinci Basıma Önsöz

Bu kitabın ilk basımından bu yana Türkiye’de yayımlanan popüler matematik ve bilim kitaplarında çok büyük bir artış oldu. TÜBİTAK başta olmak üzere birçok yayınevi bu işe soyundu. Bu çok sevindirici. Bu tür kitaplara yoğun talebin olduğu ta 1980’lerin başında anlaşıldıysa da arz oldukça gecikti. Şimdi hem talep hem arz var. Alanın da satanın da memnun kalacağı bir pazarın oluştuğu söylenebilir

Ne var ki yayımlanan popüler matematik kitaplarının çok büyük bir çoğunluğu çeviri ve bunların bir kısmı da -açıkça söyleyelim- kötü kitaplar. Üstelik çoğu zaman çevirmen, belli ki, Türkçe ve matematik bilmediği için çevirdiği dilin inceliklerine de haiz değil; Ayrıca yaptığı işin önem ve sorumluluğunu da kavramamış. Çeviri doğru yapıldığında bile, kitap nerdeyse kaçınılmaz olarak buram buram çeviri kokuyor, yabancı dil Türkçenin ardından sırıtıyor. Sonuçta, okurun ısınamadığı, kendini özdeşleştiremediği bir kitap ortaya çıkıyor. Bu da alışverişin ardındaki asıl ulvi hizmet etmiyor doğal olarak.

Nesin Yayınevi’nin popüler matematik yayınlarında sözünü ettiğim kusurları bulamayacağınızı umuyorum. Genç toplumumuzun dolup taşan enerjisini kanalize etmenin görevimiz olduğunu düşünüyorum.

Ali Nesin -İstanbul Bilgi Üniversitesi

Ekim 2006

Arka Kapak

Kitap, daha çok oyunları irdeleyen birbirinden bağımsız yazılardan oluşuyor. Tavladan lotoya, ruletten pokere, yazı-tura oyunlarından zar oyunlarına kadar birçok şans oyunu matematiksel açıdan irdeleniyor.

Zorunlu olarak olasılık kuramı ele alınıyor ve şaşırtıcı sonuçlar kanıtlanıyor. Örnek: Daktilonun tuşlarına rastgele basan bir maymun yüzde yüz olasılıkla Hamlet’i yazacaktır!

Lise öğrencilerinin anlayacağı bir dilde ve düzeyde yazılmış bu yazılarda, oyunlardan hareketle sayılarla ilgili son derece ilginç eşitlikler de bulunuyor.

Aritmetik, kombinatorik ve sayılar kuramı da kitabın önemli bir parçası, özellikle Fermat ve teoremi.

Reklamlar