Hubble Gözlem sonuçlarından ilki gökyüzünün güney kısmı olarak nitelendirilen bölüme ait. (NASA, ESA, A. van der Wel, H. Ferguson and A. Koekemoer ve CANDELS takımı)

Bu da CANDELS’in derin uzay gözlem çizelgesi. Toplamda 69 gökada mercek altına alınmış oldu.(NASA, ESA, A. van der Wel, H. Ferguson and A. Koekemoer ve CANDELS takımı)

NASA’nın Hubble Uzay Teleskopu yakın kızılötesi görüş yeteneğini kullanarak 9 milyar yıl önce yıldız oluşumu süren çok sayıda genç –o zamana göre- gökadaları ortaya çıkardı. Gökadalar Samanyolu büyüklüğünün yüz katından biraz daha fazla büyük olmasına karşılık yıldız oluşumları o denli hızlı gerçekleşiyor ki büyüklükleri 10 milyon yılda iki katına çıkabiliyor. Samanyolu’nun şimdiki büyüklüğünün iki katına ulaşması için bu sürenin bin katı gerekir.

Yeni keşfedilen cüce gökadaların yıldız oluşum hızı evrenin genç olduğu dönem için bile çok fazladır. Evren bugün 13.7 milyar yıl yaşındadır. Hubble bu gökadaları genç ve sıcak yıldızlarını saran oksijen gazının bir neon lamba gibi parlaması nedeniyle keşfetti. Hızlı yıldız doğumu muhtemelen kozmosun en çok görülen gökada tipi olan cüce gökadaların önemli bir evresinde gerçekleşiyor.

Almanya Max Planck Enstitüsü’nden gökbilimci Arjen van der Wel: “Yakın zamana kadar oradaki gökadalar gökyüzünü küçük parçalara ayırarak görebiliyorduk. Biz özellikle bu gökadaları aramıyorduk ancak onlar sıra dışı renklerde kendilerini bize gösterdi” diyor.

Yakın-kızılötesi Derin Gökadalararası Kozmik Gözlem Birliği (Cosmic Assembly Near-infrared Deep Extragalactic Legacy Survey-CANDELS) evrenin uzak köşesindeki gökadaları analiz etmek için üç yıl önce kurulmuştur.

NASA’nın Goddard Uzay Uçuş Merkezi’nden Amber Straughn: “Görüntülere ek olarak Hubble bize gökadaların içindeki bir avuç oksijeni ve onların yıldız oluşumunu gösteren tayflarını çekti. Tayflar parmak izine benzetilebilir. Bu çizgiler sayesinde gökadaların kimyasal bileşimlerini anlarız” diyor.

Cüce gökadalar (NASA, ESA, STScI ve CANDELS takımı)

Maryland’deki Baltimore Uzay Teleskopu Bilim Enstitüsü (STScI)’den Harry Ferguson: “Yıldız oluşumunu ele alan bu çalışmalar milyarlarca yıllık süreci kapsar. CANDELS, erken dönemlerde çok hızlı yıldız oluşturan hemen hemen günümüzdeki aynı boyutlara sahip cüce gökadalar üzerinde çalışma yapmamız gerektiğini söylüyor” diyor.

Hubble görüntülerini işleme çalışmalarına katılan STScI üyesi Anton Koekemoer: “Gözlemlerimiz sürdükçe daha fazla cüce gökada bulup, yıldız oluşumunun tarihi hakkında daha fazla bilgi sahibi olacağız” diyor.

CANDELS ekibi Hubble’ın Geniş Alan Kamerası 3 ve Gelişmiş Tarama Kamerası ile 69 genç cüce gökadanın yakın-kızılötesi görüntülerini elde etti. Gözlemler keşfedilen bu türden gökadaların 9 milyar yıl önce oldukça yaygın olduğunu gösteriyor. Bu cüce gökadaların neden bu kadar yüksek oranda yeni yıldız oluşturduğu artık bir sır değil. Bilgisayar benzetimleri küçük gökadalardaki yıldız oluşumlarının süreksiz olacağını gösteriyor. Gaz soğur ve yıldız oluşması için çöker. Yıldızlar, örneğin süpernova patlamaları sonucunda uzağa atılan gaz artık ısınmaz. Bir süre sonra gaz soğur ve tekrar çöker, yıldız oluşumu için gerekli yeni bir patlama ile bu döngü sürer.

“Bu kuramsal öngörü yeni keşfedilen gökadalardaki yıldız oluşumlarını açıklamak için ipuçları barındırabilir, gözlenen patlamalar, benzetimlerden çıkan sonuçlara göre çok daha fazla” diyor van der Wel.

Önümüzdeki on yılın sonunda James Webb Uzay Teleskopu’nun göreve başlaması hedefleniyor. Bu teleskop kızılötesi gözlemleri ile gökadaların kimyasal bileşimleriyle ilgili ayrıntılı bilgiler verip ilk kuşak yıldızlardan gelen ışığı ve daha önceki dönemlere ait sönük gökadaların görünmesini sağlayacak.

Ferguson: “Webb ile muhtemelen yıldız oluşum sürecine ilişkin daha net sonuçlar elde edip daha önce fark edilmeyen gökadaları bile görebileceğiz. Böylece ilk yıldız ve gökadaların oluşumu ve erken evrendeki cüce gökadaların oluşum süreçlerini anlamamıza yardımcı olacak” diyor.

Astronomi Diyarı – Hubble

Reklamlar