Category: Gökbilimi


Mars laboratuvarı uzay yolculuğuna hazırlandı. NASA’nın 2.5 milyar dolarlık Mars Science Laboratory adlı araştırma aracının 25 Kasım’da fırlatılması planlanıyor. Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi’nin (NASA), Mars’ta yaşam için uygun ortam olup olmadığını belirlemek üzere tasarladığı 2,5 milyar dolar değerindeki yeni robotu Mars Science Laboratory, 25 Kasım’da yapılması öngörülen fırlatma işlemi için Florida’daki rampaya getirildi. NASA web sayfasında geri sayım başladı bile !

NASA, Mars’a sekiz ay sürecek bir yolculuktan sonra varacak olan,  Curiosity (Meraklı) isimli küçük bir otomobil büyüklüğündeki tekerlekli robotun, Cape Canaveral Hava Kuvvetleri üssünden bir insansız Atlas 5 roketiyle fırlatılacağını bildirdi.

Robot, radyoaktif plütonyumun parçalanması sonucu açığa çıkan enerji ile çalışacak. Meraklı (Curiosity)’nin, Kızıl Gezegen’de bir Mars yılı (687 Dünya günü) geçirmesi ve içinde 5 kilometre yüksekliğinde bir dağ bulunduran 150 kilometre genişliğindeki dev Gale kraterini incelemesi öngörülüyor.

Resim 1. Curiosity (Meraklı) isimli robot tamamlanmış halde ve göreve hazır.

Bilim adamları, 150 kilometre genişliğindeki dev kraterde bulunan dağın, aralıksız esen Mars rüzgarının zaman içinde burayı doldurarak, şekillendirmesiyle oluştuğunu düşünüyorlar.

Resim 2. Robot üzerindeki bilimsel payload.

Taşıdığı 10 bilimsel ölçüm cihazı ile, kaya parçalarının kimyasal tahlilini yapacak Curiosity, indiği Gale kraterinde yaşam için organik unsurlar bulunup bulunmadığını da inceleyecek.

Curiosity, Mars’ta 2004′ten beri keşiflerini sürdüren Opportunity ile yörüngeden faaliyetlerini devam ettiren Mars Reconnaissance Orbiter (MRO) ve Avrupa uzay ajansının Mars Express uzay araçlarına katılmış olacak.

Meraklı ile ilgili daha detaylı bilgileri merak etmiyor musunuz? Hazırlık süreci, uçuş animasyonları ve daha bir çok video için tıklayınız.

Kaynaklar
http://mars.jpl.nasa.gov/msl/
http://www.ntvmsnbc.com/id/25295475/ 

Bu haber; Fatma Nur AKI tarafından yazılmıştır ve http://www.tamsat.org.tr/bilim/2011/11/07/mars-laboratuvari-goreve-hazir/ adresinden alıntılanmıştır.

NASA’nın bir çalışmasına göre Mars yüzeyinin altında uzun yıllardır bir yaşam biçimi varlığını sürdürüyor olabilir.

Avrupa Uzay Ajansı ve NASA uydularının ortaya çıkarttığı mineral haritasında yeni bir yorum yapıldı. Buna göre Mars yüzeyinin altında bol miktarda ve hareket durumunda sıvı su bulunuyor. Bu bölümlerde yüz milyonlarca yıldır sıcak su ile yer altı kayaları etkileşim halindeler. Bu da Mars atmosferinin bir sebepten dolayı değişimiyle yaşamı etkilemiştir. Providence’deki Brown Üniversitesi’nden Prof. John Mustard: “Yüzeye yakın yerlerde oluşan kil mineralleri Mars’ın her yerinde bulunuyor. Buna karşılık bu türlere oldukça ender yerlerde rastlanıyor.

Mars’ta kil minerali varlığını ve dolayısıyla da Mars’ın bir zamanlar suya sahip bir gezegen olduğunu ilk 2005 yılında Discovery keşfetti. Bunlar Mars yüzeyinde şimdi görülebiliyorsa Mars atmosferinin buharlaşma ve donmaya karşı sıvı suyu tutabildiğini ve şimdikinden daha kalın bir atmosferi olduğunu gösterir. Araştırmacılar uzunca bir süredir atmosferin neden inceldiğini bulmaya çalışıyor.

Yeni çalışma kısa dönemlerde oyulmuş yeraltında sürekli bir sıcak su akıntısı olduğunu gösteriyor. Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü’nden ve NASA’nın Jet İticileri Laboraruarı’ndan Bethany Ehlmann: “Yüzey yaşamı kısa dönemli olsaydı bile bu Mars’ta yaşamın devamının kötü bir sonla bittiği anlamına gelmez, farklı çevrelere bakarak onun bize ne söylediğini anlamalıyız. Yaşam uzunca bir süredir yeraltına çekilmiş olabilir. Dünya’da da yer altı jeotermal ortamlarda yaşayan ekosistemler bulunuyor ” diyor.

Kil minerali keşfi ESA’nın Mars Express uzay aracının OMEGA tayfölçeri ile daha önceki Mars’taki sıvı su kanıtlarıyla gerçekleşti.

Mars Yörünge Aracı (Mars Reconnaissance Orbiter) üzerindeki CRISM, OMEGA ve NASA’nın Bileşik Görüntüleme Keşif Tayfölçeriyle geçtiğimiz beş yıl boyunca araştırmacılar Mars yüzeyindeki binlerce bölgede kil minerali olduğunu belirledi. Az olan suyun kaya ile etkileşimi sonucu ortaya çıkan kil minerali özellikle değişime uğramış volkanik kayalarda bulundu.

Mars’taki birçok yerde bulunan demir ve magnezyum killerinin varlığı bu şekilde açıklanıyor. Burada bir başka tespitte pirenhit denilen bir mineralin varlığı. Bu mineral 200 C derecenin üzerindeki sıcaklıklarda oluşuyor. Bu da mineralin yüzeyde değil yeraltında hidrotermal ortamda oluştuğunu gösteriyor.

NASA’nın yeni görev aracı olacak Mars Bilişim Laboratuarı’nın hedefinde olan noktalardan biri de Gale Krateri. Araç bu kraterin toprağında kil ve sülfat minerali içeren katmanları inceleyecek.

NASA-MRO  – Astronomi Diyarı

Bir uçak gemisi büyüklüğündeki asteroid “2005 YU55” Salı günü Dünya’yı sıyırarak geçecek. 

Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) verilerine göre, asteroidin Dünya’ya çarpma ihtimali yok. 400 metre çaplı kozmik kaya, Ay’ın yörüngesine yakın bir mesafeden, yani yaklaşık 324 bin kilometre mesafeden geçecek. Uzaydaki mesafeler dikkate alındığında ise bu, asteroidin Dünya’yı ‘sıyırıp geçeceği’ anlamına geliyor. Okumaya devam et

Ay üzerinde koloni şuan için pek uygun gözükmese de Rus bilim insanları 2030 yılına doğru Ay’a yerleşmeye kararlı…

Rusya Uzay Ajansı yetkilisi Sergei Krikalyov’a göre yeni keşfedilen volkanik tüneller ilk kolonistler için doğal bir koruma alanı oluşturabilir.

Bilim adamları Ay’ın geçmişte volkanik lav tüplerinden oluşan bir yeraltı ağına sahip olduğunu belirtiyor.

Bilgi Çağı’nın haberine göre; Krikalyov, Ay’daki mağaraların sağlayacağı avantajlardan ise şöyle bahsediyor: “Ay’ın radyasyondan ve meteor yağmurundan korunmayı sağlayacak mağaraları varsa, Ay daha önce olmadığı kadar cazip bir varış menzili olacak.”

Kozmonot eğitim merkezi Rusya Star City’nin Başkanı Boris Kryuchkov, ilk Ay kolonisinin 2030 yılına doğru kurulabileceğini açıkladı. Bu arada Moskova, Ay Programı’nı Luna-Glob araştırmasıyla 2014’te başlatmayı düşünüyor.

‘OKSİJEN VE SU GARANTİ ALTINA ALINMALI’
Kryuchkov, Ay’da koloni kurmadan önce yapılması gereken hazırlıkların bir bölümünü ise şu şekilde aktarıyor;

“Ay’da atmosfer yok ve yer çekimi çok az. Ay yüzeyindeki su çok soğuk olan yerlerde bulunuyor. İnsanlı keşif gezileri ve Ay istasyonları hakkındaki sorulara gelince, su kaynakları istasyonların oksijen ve su ihtiyaçlarının karşılanmasını garanti altına almalı. Ayrıca bu su, roketlerde yakıt olarak kullanılmak üzere hidrojene dönüştürülebilmeli. Şu anda gelecekte Ay’ın keşfi için hidroloji çalışmalarına odaklanmış bulunuyoruz.”

Kaynak: http://www.ntvmsnbc.com/id/25291087/

Alman Rosat uydusunun hafta sonunda düşmesi bekleniyor. Peki parçalardan biri ölüme veya nükleer faciaya yol açarsa suçlu kim olacak?

2,4 ton ağırlığındaki uydunun, toplam 1,6 tonluk yaklaşık 30 parçasının nereye düşeceği ise bilinmiyor.

Alman Stern dergisinin haberine göre, bu parçalar 53. kuzey ve güney meridyenleri arasındaki herhangi bir noktaya düşebilir. Uydu parçalarının tam olarak nereye düşeceği ise ancak düşmelerinden hemen önce belirlenebiliyor.

Çok küçük bir ihtimal de olsa uydu parçalarının bir evin, insanın veya nükleer santralin üzerine düşme riski de var. Bu durumda da kimin sorumlu olacağı belli: Uluslararası Uzay Hukuku, zararın, uyduyu uzaya fırlatan ülke tarafından karşılanmasını öngörüyor.

Yürürlükteki Uzay Hukuku, eski Sovyetler Birliği’nin 1957’de ilk uydusu Sputnik’i uzaya göndermesinden sonra yazıldı.

Ancak uzmanlar, uzayda artan hareketlilik nedeniyle Sovyetler döneminden kalma bu kuralların güncellenmesi gerektiğini belirtiyor. Uzmanlar, uzayda trafik kuralları olmamasının büyük bir sorun oluşturduğunu ifade ediyor.

Yaklaşık 6700 ton uzay çöpü, farklı yüksekliklerde Dünya’nın etrafında dönüp duruyor. Bunların 2 bini, tehlikeli kabul edilen 10 santimetre uzunluğun üzerinde. Uluslararası Uzay İstasyonu (UUİ) sık sık bu çöplerle çarpışmamak için manevra yapıyor, bunun için de motorlarını çalıştırması gerekiyor ki bu da ciddi bir maliyet getiriyor.

Uzmanlara göre, Uluslararası Uzay Hukukunun özellikle uzay çöpü alanında yenilenmeye ihtiyacı var.

Ancak dünyalılar için uzay hukukunun kuralları açık. Uzay çöpünden zarar gören kimse çöpün kime ait olduğunu ispatlamak zorunda değil. Yani düşen parçanın hangi ülkede, hangi firma tarafından üretildiğini bulup, ondan hesap sormak zorunda değil. Ödenecek tazminat için bir üst sınır da bulunmuyor.

İster teknik nedenlerden ötürü, ister hava koşulları yüzünden, ister insan hatası sonucu Dünya’ya geri dönmüş olsun… Zarar veren parçayı uzaya göndermiş olan ülke sorumlu.

Uzaya gönderilen her uydu ve obje, bir ülke tarafından Birleşmiş Milletlere kayıt ettiriliyor, zararı da bu ülke üstlenmek zorunda.

‘YA BAŞIMIZA DÜŞERSE’
Uzay çöpünün, uyduyu gönderen ülkede zarara neden olması durumda, o ülkenin hukuk kuralları geçerli. Örneğin Rosat’ın parçaları Almanya’ya düşerse devlet, arabaları veya tarlaları hasar görenleri tazmin edecek.

Ancak uydu parçaları başka bir ülkede zarara yol açarsa diplomatik yollardan belirlenecek tazminatı Almanya ödemek zorunda.

Ülkeler, Uluslararası Uzay Hukukuna uyuyor. Bu kurallar çerçevesindeki en büyük pazarlık ise Sovyet uydusu Kosmos 954’ün 1978’de düşmesinden sonra yaşandı. Nükleer enerji kullanan bu uydunun kısmen yoğun radyoaktif madde içeren parçaları Kanada’nın kuzeyinde 600 kilometre uzunluğundaki bir bölgeye düştü. Kanada ile Sovyetler Birliği arasında yürütülen görüşmelerin ardından uzlaşma sağlandı ve Sovyetler milyonlarca dolar tazminat ödedi.

Bugüne dek uzay çöpü insan hayatına mal olmadı, tek kurban Kübalı bir inek oldu. 1960’ta ABD’nin fırlattığı roketin bir parçası hayvanın telef olmasına yol açtı.

Kaynak: http://www.ntvmsnbc.com/id/25290797/