Tag Archive: Bilim


ABD’de felçli bir hasta, geçirdiği ameliyat sonrasında sınırlı da olsa elini kullanmaya başladı. Hastanın omurilik sinirleri üzerinde yapılan operasyon ise ilk olma özelliği taşıyor.

Hastanın yaşadığı rahatsızlık beyni ile elleri arasındaki iletişimin yok olmasına yol açmıştı. Bunun sonucu olarak, hasta ellerini kıpırdatamıyordu.

Washington Üniversitesi Tıp Fakültesi’ndeki cerrahlar hastaya, deyim yerindeyse, yeni bir sinir hattı döşedi ve bu sayede beyniyle eli arasındaki iletişimi yeniden sağladı.

Okumaya devam et

Japon bilimcilerden sonra Alman ve İsrailli bilim insanları da laboratuvar ortamında sperm üreterek, kısırlık tedavisinde çığır açacak bir çalışmaya imza attı.

Mart 2011’de Japon bilim insanları farelerin testislerinden alınan doku örneklerinden sperm üretmiş, bu spermlerle 12 farenin doğması sağlamıştı. Yöntem, kısırlığın çözümü için büyük umut olmuştu.

Alman ve israilli bilim insanları da benzer bir çalışmaya imza attı. Bilimciler, erkeklerde kısırlık sorununun aşılmasını mümkün kılacak bir çalışma yaptı.

Okumaya devam et

İncil’de yazılı her şeyi sözcük anlamıyla alacak olursanız, Dünya düzdür. Aynısı Kuran için de geçerli. Dünya’nın yuvarlar olduğunu söylemeniz, ateist olduğunuz anlamına gelir. 1993 yılında, Suudi Arabistan’ın en üst düzey dini yetkilisi Şeyh Abdülaziz İbn Baaz, bir ferman, yani fetva yayınlayarak dünyanın düz olduğunu ilan etti. Yuvarlak olduğuna inananlar Tanrı’ya inanmıyor demektir ve bu nedenle cezalandırılmalıdır. Dünya’nın yuvarlak olduğunu apaçık ortaya koyan ve ikinci yüzyılda Greko-Mısırlı gökbilimci Claudius Ptolemaios tarafından elde edilmiş kanıtın Batı dünyasına Müslüman ve Arap gökbilimciler tarafından ulaştırılmış olması ilginç bir zıtlık yaratıyor. Dokuzuncu yüzyılda, bu gökbilimciler Ptolemaios’un Dünya’nın yuvarlaklığını gösterimleyen kitabına “Almagest” yani “En Büyük” adını vermişlerdi.

Evrimden incinen, çağlar boyunca kör fiziksel ve kimyasal güçlerin etkisiyle balçıktan oluşmuş olmaktansa, Tanrı’nın el sanatı sayılma fikrini yeğleyen birçok insana rastlıyorum. Kanıta bakmaya ise hiç mi hiç yanaşmıyorlar. Kanıtın onlarla bir işi yok: Doğru olmasını dilediklerinin doğru olduğuna inanıyorlar. Amerikalıların yalnızca yüzde 9’u, modern biyolojinin en büyük bulgusunu, yani insanların (ve tüm diğer türlerin) doğal süreçlerle eski canlılardan bugüne tanrısal müdahaleye gerek olmaksızın evrim geçirdiğini kabul ediyor. (Sadece evrimi kabul edip etmedikleri sorulduğunda ise yüzde 45’i evet yanıtını veriyor. Bu rakam Çin’de yüzde 70) [1] Jurassic Park isimli film İsrail’de gösterime girdiğinde, birçok Ortodoks haham tarafından lanetlenmişti; çünkü film hem evrimi onaylıyor hem de dinazorların yüz milyonlarca yıl önce yaşadığını söylüyordu. Oysa ki her Musevi Yılbaşı’nda ve evlilik töreninde söylendiği gibi, evren 6000 yıldan gençti. Evrimimizin en açık kanıtı genlerimizde yer alıyor. Ama evrime karşı, okullarda, mahkemelerde, ders kitabı basımevlerinde -bu insanların kendi DNA’ları, kuramı onaylamasına karşı- bir savaşım veriliyor. Hayvanlara bazı etik sınırları aşmadan acı çektirerek insanlar için ilaç ve tedavi yöntemi geliştirmek de evrimi doğrulayıcı diğer bir kanıt. 

Kaynak: Carl Sagan, Karanlık bir Dünyada Bilimin Mum Işığı, sayfa 326.

[1] Kitabın yazıldığı yıl olan 1995 yılındaki oranlardır.

Carl Sagan

Carl Sagan

Carl Sagan’ın düşüncelerini ifade etme kabiliyeti, pek çok insanın evreni daha iyi anlamasını sağlamıştır. Çekimleri 3 yıl süren ve 140 milyon kişi tarafından izlenmesi hedeflenen* 13 bölümlük, Ann Druyan, Carl Sagan ve Steve Soter tarafından yazılan “Cosmos” belgeseli dizisi 1980 yılında yayınlandı ve 60 ülkeden 500 milyona yakın kişi tarafından izlendi.** Belgesel ile astronomi ve bilimin geniş kitlelerce sevilmesini sağlandı.***

Carl Sagan, Cosmos belgeselini yayınladığı aynı yıl olan 1980’de Cosmos kitabını satışa çıkardı. Kitabın 13.sayfasında(Altın Kitaplar Yayınevi, 5.Basım) kendi sözleriyle şunları söylemiştir; “Bir yazarın kitapta bir konuyu derinlemesine ve ayrıntılı olarak ele alması, televizyondaki elli sekiz dakika ve otuz saniye gibi bir zaman giyotini korkusu bulunmadığından, daha kolaydır.”

Okumaya devam et