Tag Archive: Evrim


Erkeklerin soyu tükenmeyecek. Erkeklik cinsiyetini belirleyen Y kromozomunun tahmin edildiğinden çok daha sağlam olduğu ortaya çıkarıldı.

Amerikalı araştırmacılar açısından tehlike geçti; erkeğin soyu tükenmeyecek. Genetik yapı üzerinde yapılan deneylere göre erkeklik cinsiyetini belirleyen Y kromozomu sanıldığından da dayanıklı çıktı. İnsanın atası sayılan yaratıkların milyonlarca yıl boyunca Y kromozomu üzerinde yoğun erozyona uğradıkları kanıtlanmıştı. Son araştırmalar 25 milyon yıldır kromozom yapısında kayda değer değişiklik olmadığını gösterdi.

Okumaya devam et

Güney Afrika’da bir mağaranın içerisinde bulunan iki milyon yaşındaki iskeletin yüzü yeniden oluşturuldu.

Güney Afrika’da bir mağarada keşfedilen ve “Karabo” (Yanıt) olarak adlandırılan iki milyon yıllık 13 yaşındaki bir çocuğa ait iskelet bilim dünyasını şaşkınlığa uğratmıştı. 2008 yılında keşfedilen “Karabo”nun ellerinin insan eline benzerliği şok etkisi yaratırken, bu canlı insanla maymun arasında evrim sürecindeki kayıp halka olarak kabul ediliyor.

Şimdi de John Gurche iki milyon yıl boyunca korunmuş iskeletten yola çıkarak Karabo’nun neye benzediğini ortaya çıkardı.

Milliyet’in haberine göre; Witwatersrand Üniversitesi’nde evrimsel biyoloji profesörü Lee Berger, Karabo’nun elinin daha önce bir benzerinin görülmediğini söylüyor ve ekliyor: “Elinizin üzerine koyduğunuzda, bu el kemiklerinin bir şempanzeye ait olmadığı su götürmez. Bu el kesinlikle alet yapabilecek kapasitede. İnsanlarla ortak özellikleri daha önceki tüm keşiflerden fazla yine de çok ilkel ve bu çok heyecan verici.”

LONDRA’DA SERGİLENİYOR
Karabo’ya ait ilk kemik parçası Profesör Berger’in dokuz yaşındaki oğlu tarafından, kazı alanına yakın bir noktada keşfedilmişti.

İskeletten yola çıkılarak çizilen portre ve iskeletin yanında bulunan 30’lu yaşlarındaki bir kadına, muhtemelen Karabo’nun annesine ait kemik kalıntıları Londra’daki Doğal Tarih Müzesi’nde sergileniyor.

Ntvmsnbc

Hayat suda başladı. Peki karaya nasıl sıçradı? Araştırmacılar, inceledikleri bir grup balıkta bunun ipucunu gördüklerini söylüyor.

Katı bir yüzeyden havaya sıçramayı başaran en az altı balık türü keşfedildi. Üstelik, sıçrama yeteneğinin balıklarda hiç de nadir bir hadise olmadığı düşünülüyor.

Journal of Experimental Zoology (Deneysel Zooloji Dergisi) tarafından basılan araştırma sonuçları, canlı türlerinde evrimin en önemli aşamalarından birine ışık tutuyor.

Kuzey Arizona Üniversitesi ekibinin başkanı Alice Gibb, hem karada hem suda yaşayabilen mangrov rivulus adlı balık türünü incelerken, araştırmayı başka türleri de kapsayacak şekilde genişletmeye karar verdiklerini söylüyor.

Dr. Gibb, ”Mangrov rivulus, üniversitenin laboratuvarındaki akvaryumdan bir ağla çıkartılmaya çalışılırken, sıçrayıp tekrar suya geri dönmeyi başarıyordu.” diye anlatıyor.

Ekip, sıçrama yeteneği sadece mangrov rivulus gibi amfibik canlı türlerine mi özgü, yoksa normal balıklarda da görülüyor mu sorusunun kendilerinde merak uyandırdığını söylüyor.

Birbiriyle bağlantısız altı farklı balık türünü, düz bir yüzey üzerine koyduktan sonra hızlı kamera ile filme çekiyorlar.

Dr. Gibb, ”Çektiğimiz filmlerde her balığın sıçrayabildiğini gördük’ diyor.

Bu araştırma, karaya sıçramanın az sayıda birkaç türün evrimine ait nadir bir özellik olmaktan ziyade, kemikli balıklarda yaygın bir yetenek olduğuna işaret ediyor.

Kuzey Arizona Üniversitesi ekibi, geçmişte karaya çıkan balık türlerinin sanıldığından çok daha fazla sayıda olabileceğini düşünüyor.

BBC Türkçe

 

Biyolojik evrimin en basit tanımı, değişerek türemedir. Bu tanım hem küçük ölçekte evrimi (yani bir popülasyonun içinde gen sıklıklarının nesilden nesile değişmesini) hem de büyük ölçekte evrimi (yani aradan birçok nesilin geçmesiyle ortak bir atadan farklı türlerin türemesini) kapsar. Evrim yaşamın tarihini anlamamızı sağlar.

 

Evrim, bir canlı popülasyonunun genetik kompozisyonunun zamanla değişmesi anlamına gelir. Genlerdeki mutasyonlar, göçler veya çeşitli türler arasında yatay gen aktarımları sonucu türün bireylerinde yeni veya değişmiş özelliklerin ortaya çıkması, evrim sürecini yürüten temel etmendir. Evrim, bu yollarla oluşan değişimlerin popülasyon genelinde daha sık veya daha nadir hale gelmesiyle işler.

Dünya’daki canlı türlerinden henüz sadece 2 milyondan biraz fazlası tanımlanabilmiş ve sınıflanabilmiştir. Bazı tahminlere göre henüz tanımlanmamış 10 ila 30 milyon canlı türü vardır. Bir milimetrenin binde birinden kısa bakterilerden tutun, yerden yüksekliği 100 metreyi, ağırlığı binlerce tonu bulan sequoia servi ağaçlarına kadar dünyadaki canlı türleri, cüsse, biçim ve yaşayış biçimi açısından çok büyük farklılıklar gösterirler. Sıcak su kaynaklarında kaynama sıcaklığına yakın derecelerde yaşayan bakteriler olduğu gibi, Antarktika’daki buzullarda ya da tuz göllerinde -23 °C’ye varan sıcaklıklarda yaşayan algler vemantarlar vardır. Aynı şekilde karanlık okyanus tabanlarındaki hidrotermal çatlakların kenarlarında yaşayan devasa boru kurtçukları olduğu gibi, Everest Dağı’nın yamaçlarında, 6 bin metre yükseklikte yaşayan hezaren çiçekleri ve örümcekler vardır.

Dünyadaki bu neredeyse sınırsız sayıdaki yaşam biçimi, evrimsel sürecin bir sonucudur. Tüm canlılar, ortak atalardan geldikleri için akrabadırlar. İnsan ve diğer tüm memeliler, yaklaşık 150 milyon yıl önce yaşamış sivrifaremsi bir canlıdan evrimleşmişlerdir. Memeliler, kuşlar, sürüngenler, iki yaşamlılar ve balıkların ortak atası 600 milyon yıl önce yaşamış su solucanlarıdır. Tüm hayvanlar ve bitkiler, yaklaşık 3 milyar yıl önce yaşamış bakterimsi mikroorganizmalardan türemişlerdir. Biyolojik evrim, canlı nesillerinin ortak atadan değişerek türeme (İng: descent with modification) sürecidir. Yeni nesiller, eski nesillere göre farklılıklar taşırlar ve ortak atadan uzaklaştıkça çeşitlilik artar.

Kaynaklar

Türlerin Kökeni kitabında, evrim teorisini açıklayan Charles Darwin'in fotoğrafı

Bilimciler ortak açıklama yaparak okullarda ‘bilimsel’ tanımlamasıyla yaratılışçılık inancını anlatan dini grupların yasaklanmasını istedi.

İngiltere’de aralarında Sir David Attenborough ve Richard Dawkins’in de bulunduğu önde gelen bilimadamları, hükümeti okullarda “yaratılışçılık” görüşünün öğretilmesine ilişkin kuralları sıkılaştırmaya çağırdı.

Guardian gazetesine göre bilimadamları “dini anlamda aşırı tutucu” çevreleri kamu fonlarıyla desteklenen okullarda bu görüşü bilimsel teoriymiş gibi tanıtmakla suçluyor. 30 kadar bilimadamının açıklamasında, “yaratılışçılık” ve “akıllı tasarım” gibi öğretilerin bilim dersi kapsamında olsun, olmasın öğretilmesinin kabul edilemeyeceğini belirtiliyor.

Açıklamada “Truth in Science” ve “Creation Ministries International” adlı iki kuruluşun İngiltere’yi dolaşarak kendilerini bilimadamı gibi tanıtıp yaratılışçı görüşlerini bilim diye anlattıkları” söyleniyor. Bu anlayışlar, Dünya’daki canlıların evrim süreciyle değil zeki ve bilinçli bir varlık tarafından yaratıldığını savunuyor.

Richard Dawkins ay başında evrim teorisinin çocuklara beş yaşından itibaren öğretilmesi gerektiğini savunmuş, hatta evrimin bir olgu olduğunu teori olarak adlandırılmaması gerektiğini dile getirmişti.

İngiltere’de ne kadar okulda yaratılışçılığın öğretildiğine ilişkin belli bir veri bulunmuyor.

Ancak Eğitim Bakanlığı, tüm okullların geniş ve dengeli bir eğitim öğretim müfredatı izlemesi gerektiğini, ancak yaratılışçılığın bilimsel bir olgu gibi öğretilemeyeceğini bildirdi.

2009 yılında Ipsos Mori şirketinin yaptığı bir araştırma İngiltere’de yetişkinlerin yarıdan fazlasının “akıllı tasarım” ve “yaratılışçılık” kavramlarının bilim derslerinde evrimle yan yana öğretilmesi gerektiğine inandığını göstermişti.

Guardian aktardığına göre bu oran, ABD’dekilerden dahi yüksek.

kaynak: BBC Türkçe