Tag Archive: Kanser


Sağlık Bakanlığı, dünyanın önde gelen kanser kurumu ABD’deki Ulusal Kanser Enstitüsü ile işbirliğine hazırlanıyor. Enstitünün Nobel ödüllü Direktörü Harold Varmus, Sağlık Bakanlığı’nın davetlisi olarak Türkiye’de temaslarda bulunacak.

Sağlık Bakanlığı, Türkiye’de kanser konusundaki Ar-Ge çalışmalarının desteklenmesi amacıyla dünyanın önde gelen kanser kurumu ABD’deki Ulusal Kanser Enstitüsü ile işbirliğine gidecek.

Enstitünün Nobel ödüllü Direktörü Harold Varmus, Ulusal Kanser Haftası nedeniyle Sağlık Bakanlığı’nın davetlisi olarak geleceği Türkiye’de temaslarda bulunacak.

Okumaya devam et

Reklamlar

Radyolojik tetkikler, hastalıkların tanısında kullanılan en önemli araçlardan biri. Yeni geliştirilen yöntemler, hastaya dokunmadan teşhisi mümkün kılıyor.

Türk Radyoloji Derneği Başkanı ve Hacettepe Üniversitesi Radyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Okan Akhan, radyolojik görüntü olmadan hastalıklara tanı koymanın mümkün olmadığını belirtti, tıp alanında yaşanan baş döndürücü gelişmeler sayesinde kullanılan tedavi yöntemlerinin her an değişebildiğini ifade etti.

Akhan, ”Direk filmler, konvansiyonel radyoloji, ultra tomografi, manyetik rezonans görüntüleme, BT görüntüleme gibi geliştirilen yöntemlerle hastalara dokunmadan tanı koyabiliyoruz, hastaların içini görebiliyoruz. 30-40 yıl önce bunları hayal etmek mümkün değildi. Karaciğerdeki bir lezyonun şekline, fonksiyonuna bakıp hastalığın adını söyleyebiliyoruz. Bu durumdan dolayı tıpta tanı yöntemlerinin gelişmesi ile tedavi yöntemleri de değişiyor. Bu gün var olan gelişmeleri 30 yıl önce ima eden biri olsaydı muhtemelen ‘kafayı üşüttü’ derlerdi. Girişimsel radyoloji alanında dünya çapında yaptığım birçok araştırma var ve daha birçoğu yayımlanmış değil. Bu kavram, radyolojik görüntüleme yöntemleri kılavuzluğunda hastaları ameliyatsız tedavi etmek demektir ve 100’den fazla hastalığı bu tekniklerle tedavi edebiliyoruz.”

“RADYOLOJİK YÖNTEMLERİN BİLİNEN BİR ZARARI YOK”
Ses dalgalarının (ultrason) ve manyetik alanların (MR görüntüleme) kabul edilen bilimsel limitler içerisinde tekrar tekrar kullanılmalarının bilinen herhangi bir zararının bulunmadığını dile getiren Akhan, bu yüzden bu yöntemlerin hamile hastalarda bile güvenle kullanılabildiğini belirterek, ”Radyolojik görüntüleme yöntemleri sanıldığı gibi çok zararlı değildir, ancak gereksiz yere sıkça tomografi yaptırmak ekonomik yönden olduğu kadar sağlık açısından da uygun değildir” dedi.

Akhan, İngiltere Sağlık Bakanlığı’nın bilgisayarlı tomografinin sağlıklı kişilerde uygulanmasının yasaklanmasından sonra radyolojik tedavi yöntemlerinin zararlarının konuşulmaya başlandığını belirterek şöyle devam etti:

”Ben bu konuyu şuna benzetiyorum. Nasıl ki arabalar belli periyotlarla bakımdan, muayeneden geçiriliyor. İnsanlar da hastalığı olmamasına rağmen bu yollara başvuruyor. Sağlıklı insanların, bakımdan geçer gibi bilgisayarlı tomografiden geçmesi alışkanlık haline geliyordu. Bu durum insan sağlığı için çok yanlış bir şey. Çünkü bu bilgisayarlı teknik, hasta kişilerde, hastalığı aramak için kullanılır ve radyoloğun onayı ile kullanılır. Normal bir kişi ‘acaba bende bir şey var mı?’ diye tomografiden geçerse bunun yararı değil zararı vardır. Bazı zamanlar, yeteri kadar tetkik edilmesi gerekirken ve buna radyolog karar verirken gidip her yıl araba muayenesi yaptırır gibi tomografi yaptırmak insan sağlığına aykırıdır. Kanserli veya ciddi bir hastalığı olana tomografi yapmamak ise suçtur. Çünkü hastayı ölüme terk etmiş olursunuz.”

“HAYAT DENGE ÜZERİNE KURULU”
Tüm radyolojik işlemlerin gerektiğinde, doğru bir şekilde ve mutlaka bir radyolog tarafından gerçekleştirilmesinin şart olduğunu belirten Akhan, ”Hayat denilen şey dengedir, denge üstüne kuruludur. Bilim bu dengenin bir tür arayışıdır. Faydası ve zararı düşünülmeden bir şey yapmak doğru değildir. İnsan iyi beslenerek yaşar, iyi ve sağlıklı beslenilirse hayat uzar. Fakat her gün üç öğün, 3 kişilik yemek yerse bu çok büyük bir zarar getirir” diye konuştu.

ntvmsnbc.com

Bilim insanları, ozon tabakasının Kuzey Kutbu’na denk gelen bölümünde daha önce görülmemiş büyüklükte bir delik oluştuğunu tespit etti.

Konuya ilişkin araştırma İngiliz “Nature” dergisinde yayımlandı. Kuzey Kutup Dairesi üzerinde tespit edilen ozon deliği bilim insanlarını kaygılandırdı. İngiliz bilim dergisi ‘Nature’da yayımlanan araştırmaya göre Kuzey Kutbu’nda ozon tabakası rekor düzeyde inceldi. Yüzeyden yaklaşık 20 kilometre yükseklikte ve Almanya’nın beş katı büyüklükte olduğu ifade edilen deliğe Aralık 2010 – Mart 2011 arasında yaşanan aşırı soğuk havaların yol açtığı belirtiliyor.

Cilt kanseri riski artıyor

Bilim insanları, ozon deliğinin iki hafta boyunca Doğu Avrupa, Rusya ve Moğolistan üzerinde hareket ettiğini, bu süre içerisinde bölgede yaşayan insanların yüksek düzeyde ultraviyole ışınlara maruz kaldığını belirtiyor. Dünyayı güneşin zararlı ışınlarından koruyan ozon tabakasının incelmesi insanlarda cilt kanseri gibi rahatsızlıklara yol açarken, doğa ve hayvanlar da bu durumdan büyük zarar görüyor.

Soğuklar ozon tabakasını inceltiyor

Bilim insanları ozon tabakasında bu şiddette bir incelmeye daha önce rastlamadıklarını ve bu tür deliklerin sürekli meydana gelip gelmeyeceğinin henüz bilinmediğini belirtiyorlar. Uzmanlar, ozon tabakasının incelmesinin mevsim normallerinin altındaki hava koşulları ile bağlantısına dikkat çekerken, stratosferde sıcaklıkların daha da düşmesi halinde daha büyük deliklerin oluşabileceğini ifade ediyorlar. Ozon tabakasının bulunduğu atmosfer katmanında sıcaklıkların eksi 77 derecenin altına düşmesinin, ozon tabakasındaki incelmeyi hızlandırdığı ifade ediliyor. Ancak yalnızca soğukların değil, deodorant, buzdolabı gibi ürünlerde kullanılan Kloroflorokarbon ve Hidrokloroflorokarbon gazlarının da ozon tabakasının incelmesinde etkili olduğu biliniyor.

Deutsche Welle Türkçe

Kök hücre naklini kolaylaştıran buluş… Narkoz ve ameliyat gerektirmeyen birkaç saatlik aferez yöntemi sırasında televizyon izlemek bile mümkün. Acısız ve pratik işlem vücutta dolaşan kandan kök hücrelerini alarak kanser hastalarına şifa dağıtıyor.

Uygun bir kişiden kök hücre alındığında iyileşebilecek binlerce kanser hastası, gönüllü verici bulunamadığı için hayatını kaybediyor. Gönüllü vericilik Türkiye’de çok iyi bilinen bir durum değil; ‘Kök hücreler nasıl toplanır’, ‘Canım acır mı’ soruları birçok kişinin uzak durmasına neden oluyor. Ancak acı çekmeden rahatlıkla kök hücre bağışlamanız mümkün.

Akşam gazetesinin haberine göre; Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kök Hücre Nakli ve Aferez Ünitesi Sorumlusu Doç. Dr. Fevzi Altuntaş, naklin artık narkoz ve ameliyat gerekmeden, hatta hasta veya verici televizyon izlerken veya arkadaşıyla sohbet ederken yapılabildiğini söyledi.

Doç. Dr. Altuntaş, ‘Aferez, vücutta dolaşan kandan kök hücrelerin alınıp, geri kalan kan kısmının vericiye geri verilme işlemidir. Bu işlem asla acı vermez, çok kolay bir şekilde kardeşiniz, akrabanız ya da bir yabancı için kullanılabilir’ dedi.

Türkiye’de 45 kök hücre nakli merkezi bulunduğunu, 5 yılda nakil sayısının çok iyi noktalara ulaştığını ifade eden Altuntaş, kanser tedavisinde bir umut olarak görülen aferez sayesinde kansere bağlı erken ölümlerin azaldığını belirtti.

AFEREZ YÖNTEMİ NEREDE KULLANILIR?
Akut ve kronik lösemiler, lenf bezi kanserleri, kemik iliği yetmezliği, talasemiler, bağışıklık yetmezliği durumları, kalıtsal metabolik hastalıklar; soba, mantar ve doğalgaz gibi zehirlenmeler, şeker hastalarında diyabetik ayak tedavisi; nöroloji, dermatoloji, gastroenteroloji gibi alanlar ve Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığı.

GÜNEŞ GİREN EVE MYELOMA GİRMEZ
Doç. Dr. Fevzi Altuntaş, myeloma (kemik iliği kanseri) hastalarının tedavisine iyi gelecek şeyleri sıraladı: Süt, peynir ve yoğurt tüketmek; günde en az 3 litre civarı su içmek; D vitamini kaynağı güneş ışınlarından faydalanmak.

ULUSAL İLİK BANKASI AÇILIYOR
Sağlık Bakanlığı’nın kök hücre tedavisinde devrim olarak nitelenen Türk-Kök Projesi’nde sona gelindi.

Proje kapsamında kurulacak olan ulusal ilik bankası sayesinde, aile içinde doku uyumu bulunmayan kişilere nakil imkanı sağlanacak. Doku nakli gerektiren kanser çeşitleri için umut sağlayan bu projeyle yüzde 95’e varan nakil başarısı hedefleniyor. Aferez Derneği Başkanı Prof. Dr. Ali Ünal, ‘Proje özellikle çocuklar için kordon kanı yönünden kaynak olacak’ dedi.

http://www.ntvmsnbc.com/id/25284741/