Tag Archive: Tübitak


TÜBİTAK-Bilim İnsanı Destekleme Daire Başkanlığı tarafından; Ortaöğretim Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması düzenlenecek. Yarışmanın sitesi olan “www.projeyarismasi.org”  sitesindeki proje ile ilgili yazılan yazıları aynı şekliyle Bilimsel İnsan’da paylaşıyoruz…

 

Ortaöğretime devam etmekte olan öğrencileri temel ve sosyal bilim alanlarında çalışmalar yapmaya teşvik etmek, çalışmalarını yönlendirmek ve bilimsel gelişmelerine katkıda bulunmak amacıyla TÜBİTAK-Bilim İnsanı Destekleme Daire Başkanlığı’nca Bilgisayar, Biyoloji, Temel Fizik, Uygulamalı Fizik, Kimya, Matematik, Coğrafya, Sosyoloji ve Tarih dallarında ORTAÖĞRETİM ÖĞRENCİLERİ ARAŞTIRMA PROJELERİ YARIŞMASI düzenlenmektedir.

BAŞVURU KOŞULLARI
• Yarışmaya, Türkiye ve K.K.T.C.’de öğrenim gören tüm ortaöğretim öğrencileri katılabilir.
• Yarışmaya her öğrenci yalnızca bir proje ile katılabilir ve her proje en çok iki öğrenci tarafından hazırlanır.
• Bir projede sadece bir danışman görev alabilir ve danışman istediği sayıda projeye danışmanlık yapabilir. Proje danışmanı olması zorunlu değildir.
• Yarışmaya gönderilecek projelerin, 2012 yılı “Proje Yarışmaları Kitapçığı”nda bulunan “Proje Rehberi”ne(*) uygun hazırlanması gerekir.
• Aynı ya da başka isimlerle ve/veya aynı ya da benzer içerikle (konuyla) herhangi bir proje yarışmasına, bu yarışmanın son başvuru tarihinden önce katılmış veya başvurmuş olan projeler, bu yarışmaya katılamaz. Son başvuru tarihinden önce aynı projeyle başka bir yarışmaya katıldığı ya da başvurduğu belirlenen projeler, hangi aşamada olursa olsun yarışmadan eleneceklerdir.
• 2012 yılı “Enerji Verimliliği” proje yarışmasına katılanlar, aynı projeyle bu yarışmaya da katılırlar ise her iki yarışmadan da diskalifiye edilirler.
Bu koşullara uymayan projeler kesinlikle kabul edilmeyecektir.

BAŞVURU İŞLEMİ
Proje başvuruları 
https://e-bideb.tubitak.gov.tr adresinden online olarak yapılacaktır. Online başvuru yapıldıktan sonra alınacak proje başvuru çıktısı okul müdürlüğü, öğrenci ve danışman tarafından imzalanacaktır. Ayrıca başvuru formuna son altı ay içinde çekilmiş vesikalık fotoğraf yapıştırılıp okul müdürlüğüne onaylatılacaktır. Proje Planı, Proje Özeti (250 kelimeyi geçmemelidir) ve Proje Raporu Word dosyası olarak kaydedilmiş CD ve onaylı başvuru formu 26 Ocak 2012 tarihine kadar Bölge Koordinatörlüğü adresine gönderilecek veya elden teslim edilecektir (proje başvuruları TÜBİTAK’a gönderilmeyecektir). İllerin hangi bölgeye bağlı olduğu ve başvuruların yapılacağı Bölge Koordinatörlerinin adres bilgileri aşağıda belirtilmiştir.

BAŞVURULARIN DEĞERLENDİRİLMESİ
12 Bölge Merkezi ilde bir öğretim üyesi TÜBİTAK tarafından yarışmadan sorumlu Bölge Koordinatörü olarak görevlendirilmiştir. Bölge merkezi iller: Adana, Ankara, Antalya, Bursa, Erzurum, İstanbul Asya, İstanbul Avrupa, İzmir, Kayseri, Malatya, Samsun ve Van olarak belirlenmiştir.
• Proje Rehberine uygun olarak hazırlanmış olduğu belirlenen projeler önce, 12 ayrı bölgede ve her dal için oluşturulacak jürilerce, “Proje Raporu” üzerinden değerlendirilecektir.
• Uygun görülen projeler Bölge Merkezlerinde yapılacak sergiye davet edilecektir.
• Sergiye davet edilen projeleri hazırlayan öğrenciler jüriler tarafından mülakata alınacaktır. Mülakatta bilgisayar ve projeksiyon cihazı Bölge Koordinatörü tarafından sağlanacaktır. Sergide kullanılması öngörülen teknik donanım yarışmacılar tarafından temin edilmelidir.
• Projelerin değerlendirilmesinde, Özgünlük ve Yaratıcılık, Kullanılan Bilimsel Yöntem, Tutarlılık ve Katkı, Yararlılık (Ekonomik, Sosyal, …), Uygulanabilirlik ve Kullanışlılık, Kaynak Taraması, Özümseme ve Hâkimiyet, Sonuç ve Açıklık gibi kıstaslar göz önüne alınacaktır.
• Bölge merkezinde yapılacak yarışmalar sonunda Bölge Finalistleri belirlenecektir. Ödül alan öğrenciye ve danışmanına Başarı Belgesi ve para ödülü verilecektir.
• 12 bölgede Finalist olarak belirlenen projeler Final Yarışması için Mayıs ayında Ankara’ya davet edilecektir. Ankara’da düzenlenecek yarışma sergisinde projeler jürilerce tekrar değerlendirilecek ve değerlendirme sonucunda her dalda derece alan öğrenciye, danışman öğretmenine ve okullarına başarı belgeleri, ayrıca öğrenci ve danışmanına para ödülleri verilecektir.  Sergilenen projelerin genel değerlendirilmeleri sonucunda bir proje sahibine/sahiplerine Yılın Genç Araştırmacısı Ödülü verilecektir.
• Düzenlenecek sergilerin yer ve tarihleri daha sonra açıklanacaktır. Sergilerin yapılacağı illerin dışından gelecek öğrenciler ile okul müdürlüğünce görevlendirilecek olan her proje için bir öğretmenin konaklama ve geliş-dönüş otobüs ya da tren (yataklı hariç) yol paraları TÜBİTAK tarafından ödenecektir.
• Final Yarışmasında dereceye giren adaylar YGS’ye girdikleri yıl, bir kereye mahsus olmak üzere derece aldıkları alanla ilgili bir bölümü seçmeleri durumunda yarışmada aldıkları derece ile orantılı ek katsayı uygulamasından yararlanacaklardır. (Bkz. 2012 YGS Kılavuzu) Dereceye giren öğrenciler YGS’ye girdikleri yıl YGS kılavuzunda belirtilen tarih ve şekilde TÜBİTAK’a ek katsayı başvurusunda bulunacaklardır.

Projelerin, öğrencilerin özgün düşüncelerinden kaynaklanmış, kendileri tarafından şekillendirilmiş, danışarak ama kendi bilgi ve becerileri ile tamamlanmış olması beklenmektedir. Aksi halde proje sahibi öğrenciler ve danışmanlar bundan sonraki hiçbir TÜBİTAK etkinliğine katılamayacak ve TÜBİTAK desteklerinden yararlanamayacaktır. Ayrıca bu durum MEB’e de bildirilecektir.

Ticari bir değeri olduğu düşünülen projeler için sergilenmeden önce patent başvurusunda bulunulması önerilir. Bunun için gerekli bilgi www.turkpatent.gov.tr adresinden edinilebilir.

BAŞVURU TARİHİ:

Başvurular 04 – 26 Ocak 2012 tarihleri arasında yapılacaktır.

Online başvuru formu ve istenilen belgeler, 26 Ocak 2012 tarihinde saat 17:00’e kadar Bölge Koordinatör’lüğünde olacak şekilde gönderilmelidir. Eksik belgeli ve 26 Ocak 2012 tarihinden sonra gönderilen başvurular kabul edilmeyecektir.

Başvurular online olarak yapılmak zorundadır. Sistemde onayı kaldırılmış başvurular değerlendirmeye alınmayacaktır.

YARIŞMADA JÜRİ KARARI ESASTIR.

(*)Proje rehberine www.projeyarismasi.org, online başvuru formuna https://e-bideb.tubitak.gov.tradresinden ulaşılabilir.

 

Türkiye, ABD, AB ve Çin’in büyük yatırımlar yaptığı rüzgar enerjisinde dev bir adım atıyor. 121 akademisyenden bir kadro oluşturuldu. Sabancı Üniversitesi, TÜBİTAK, TAI, İTÜ, İstanbul Ulaştırma el ele verdiler. Hazırlıklar 2,5 yıl gizli olarak sürdürüldü. Sonuçta, 50 milyon lira bütçeli Milli Rüzgar Enerji Sistemi ortaya çıkarıldı. Projenin mimarları, Türk sanayisi için milat sayılabilecek olayı CNBC-e Business’a anlattı.

Son yıllarda ABD, Avrupa Birliği ve Çin’in büyük yatırımlar yaptığı rüzgar elektrik santralleri konusunda Türkiye tarihi bir adım attı. 2,5 yıldır gizlilikle sürdürülen hazırlıktan sonra Temmuz ayında onaylanan 50 milyon liralık dev bütçeyle tamamen yerli rüzgar türbini üretimi başladı. 121 akademisyenden oluşan dev bir kadroyla tasarım ve teknoloji geliştirme çalışmalarını yürüten ekip, önümüzdeki yılın sonunda 500 kilovat gücündeki ilk Milli Rüzgar Enerji Sistemi’ni (MİLRES) çalıştırmayı planlıyor.

2014 yılında da 2 bin 500 kilovatlık büyük model bitirilecek. Bütçesiyle savunma projeleri dışında, Cumhuriyet tarihinin en büyük araştırma geliştirme projesi olan MİLRES’in Türkiye ekonomisine beş yıl içinde otomotiv sanayii kadar katkı sağlaması hedefleniyor. 2023 yılına kadar 20 bin megavat rüzgar enerjisi üretmek için 30 milyar doları rüzgar türbinlerine yatıracak Türkiye, bunun en azından 7.5 milyar dolarını kendi imkanlarıyla sağlamayı planlıyor. Kalanının ise yabancı markalarca karşılanacağı düşünülüyor.

Bu organizasyonda, Enerji Bakanlığı’nın başkanlığında Sabancı Üniversitesi, TÜBİTAK, TAI, İTÜ, İstanbul Ulaşım görev alıyor. Üretimin tamamı yerel sanayicilere yaptırılacak. Böylelikle yerel rüzgar türbini yan sanayiinin temelleri atılmış olacak. Bunun haricinde, Sabancı Üniversitesi, araştırma geliştirme dışında sanayiyle işbirliği oluşturmak için Rüzgar Enerjisi Teknoloji Platformu (RETEP) adıyla sivil bir girişimi de başlatmış durumda. Sabancı Üniversitesi Rektör Danışmanı Cemil Arıkan, MİLRES Projesi’nin koordinatörü olan Sabancı Üniversitesi Mekatronik Mühendisliği’nde görevli Doç.Dr. Mahmut Faruk Akşit, RETEP üyelerinden Heksagon’un Genel Müdürü Murat Oğuz Arcan, konuyla ilgili olası senaryolarını ve hedeflerini CNBC-e Business’a anlattı.

İsterseniz, olayı daha iyi kavramak için birkaç yıl geriye gidelim. 2007 yılının 1 Kasım sabahı Türkiye ekonomisi yepyeni bir sektörle tanıştı. O gün, Enerji Bakanlığı, Türkiye’deki rüzgar enerjisi üretimi için lisans başvurularını almaya başladı. Hedef rüzgar enerjisinde ilk adımları atmaktı. Ülkenin toplam elektrik üretimi, o gün için 40 bin megavattı. Önümüzdeki 10 yıl için ise rüzgar enerjisi için koyulan hedef 20 bin megavat olarak açıklanmıştı. Ama talep beklenenin çok üzerinde oldu. Çeşitli kuruluşlardan 78 bin megavatlık talep geldi. Herkes şaşkındı. Çünkü bu talep, yukarıda yazdığımız gibi, Türkiye’nin o günkü toplam elektrik üretiminin iki katı, on yıl sonraki rüzgar enerjisi hedefinin ise neredeyse dört katıydı. Bu yoğun ilgi Türkiye’de rüzgarın bir hayli hızlı eseceğinin ilk sinyaliydi.

SÜPER GÜÇLERİN RÜZGARLA YARIŞI
Aslında, bir süreden beri rüzgar enerjisi gelişmiş ülkelerin gündeminde. Kömür, petrol gibi kaynakların küresel ısınmaya olumsuz etkileri ve rezervlerle ilgili tartışmalar, nükleerle ilgili malum kuşkular, doğalgazda dışarı bağımlılık gibi birçok etken rüzgarın işine yarıyor. ABD, Avrupa Birliği ve Çin başta olmak üzere pek çok ülke, önümüzdeki on yıl için oldukça büyük rüzgar yatırımı hedefliyor.

Çin geçen yıl 16 bin 500 megavatlık dev yatırımıyla ABD’yi geçerek rüzgar enerjisinde dünyanın en güçlü ülkesi haline geldi. Bu iki ülkeyi Almanya ve İspanya takip ediyor. Çin 2020 yılında rüzgar kapasitesini 300 bin megavata çıkarmayı planlarken, Avrupa Birliği ise bu rakamı 213 bin megavat olarak açıklıyor. Kısacası yenilenebilir ve temiz enerji kaynakları arasında gösterilen rüzgara, dünyada da ilgi ve yatırım hızla artıyor.

Sonuç olarak, 1 Kasım 2007’de yaşanan ilginç gelişme, hem devletin hem de yerli ve yabancı büyük yatırımcıların ilgisini rüzgara çekmeyi başardı. 2020 yılında hedeflediği 20 bin megavatın, yani 30 milyar doların yurt dışına gideceğini anlayan Enerji Bakanlığı hareketlendi. Bu büyük yatırım harcamasının bir kısmının yerel kaynaklarla yapılmasının Türkiye’nin geleceği açısından önemli olduğuna karar verdi ve harekete geçti. Teknolojisi ve tasarımı tamamen yerli olarak yapılacak MİLRES adı verilen milli rüzgar türbini geliştirme ve üretim projesi hazırlıkları bu şekilde başladı. Derken görev dağılımı yapıldı, bütçeler kararlaştırıldı. Türbinler konusunda akademik çalışmaları olan Sabancı Üniversitesi’nden Doç. Dr. Mahmut Faruk Akşit’in de yardımıyla MİLRES projesinin koordinasyonu ve türbinin tüm mekanik aksamının tasarlanması görevi Sabancı Üniversitesi’ne verildi.

ROKETSAN’ın kurucu genel müdürlüğünü yapmış Cemil Arıkan gibi üniversite-kamu-sanayi işbirliklerinde deneyimli bir ismin varlığı ve Mahmut Akşit’in çabalarıyla kısa sürede araştırma, geliştirme ve üretim hazırlıkları bitirildi. Bütçe, TÜBİTAK tarafından 1 Temmuz 2011’de onaylandı ve 50 milyon liranın ilk aşaması olan 10 milyon lira 500 kilovatlık türbin üretimi için serbest bırakıldı. Hemen ardından 2014 yılında tamamlanacak olan 2,5 megavatlık büyük model üzerinde anlaşmaya varıldı. Türkiye milli rüzgar türbinine sahip olmak için artık kolları sıvamış durumdaydı. Akşit, “Bu Cumhuriyet tarihinde savunma sanayi araştırmaları haricinde en büyük bütçeli proje” diyor.

Proje, Sabancı Üniversitesi dahil beş kurum tarafından işbirliğiyle gerçekleştiriliyor. Havacılık endüstrisinde artık dünyaca tanınan TUSAŞ-TAI kanat kısmını, Sabancı Üniversitesi tüm mekanik kısmı, TÜBİTAK Enerji Enstitüsü jeneratör ve elektrik aksamını, İstanbul Ulaşım A.Ş. güç elektroniği kısmını, İTÜ ise rüzgar analizleri ve kule tasarımını yürütecek.

OTOMOTİV KADAR BÜYÜK
Arıkan, üretilecek milli rüzgar türbini doğru kullanılırsa Türkiye’nin otomotiv endüstrisi kadar büyük bir değer yaratabileceğine inanıyor. Hem de 40 yılda alınan yolu burada sadece 5 yılda alarak… Cemil Arıkan, “Elbette yaparız” diyor. “Sanayi potansiyelimiz var. Bugün TAI dese ki, ‘Ben bunun ana üretim işine soyunuyorum’ bence en iyisini yapar. Uçak yapan bir kurum TAI. O bilgi, o kalite anlayışı var artık Türkiye’de. Şimdi eksiğimiz bu tasarımı yapıp, teknoloji üretip sahip olmak, markalaşmak.” Öte yandan, devletin rüzgar türbini teknolojisi geliştirip bunu özel sektörü geliştirecek şekilde hareket etmesi hem yerel sanayicileri hem de Vestas ve Siemens gibi yabancı yatırımcıları hareketlendirdi. Rüzgar santrallerinde yerli türbin ve parçalar kullananlara elektrik alım fiyatında devletçe verilecek teşvik de heyecanı artırdı.

RETEP KURULUYOR
Tüm bu gelişmelerden sonra Sabancı Üniversitesi ikinci olarak, MİLRES’ten sonra rüzgar sanayiini geliştirmek için iş dünyasıyla birlikte Rüzgar Enerjisi Teknoloji Platformu’nu (RETEP) kurdu. Bu platformda yerli ve yabancı 11 sanayici yer alıyor. Gerekli parçaları üretecek olanlar da bu şirketler olacak.

RETEP’in kurucuları arasında yer alan enerji şirketlerinden Heksagon’un Genel Müdürü Murat Oğuz Arcan, “Devlet, MİLRES ve desteklerle rüzgara ciddi bir yatırım yapacağını gösterdi” diyor. “Türkiye’de ciddi bir rüzgar potansiyeli var, 30 milyar dolar yatırım hedefleniyor. Ocak ayından sonra türbinde yerel parça kullananların elektrik fiyatını 11 dolar cent’e çıkararak önemli bir teşvik getirildi. Potansiyel var ve Türkiye bunu kullanmaya karar almış durumda. Artık başarmak bizim doğru düzgün koordine olmamıza bağlı.”

Bunun için RETEP, kamu, üniversite, sivil toplum kuruluşlarının yanı sıra 40 kişilik sanayiciyle birlikte 73 kişilik bir arama konferansı yaparak kolları sıvamış.

Türkiye’nin rüzgarda sanayi devrimi yapacak sanayi ve insan altyapısı olduğunu vurgulayan Arcan, “Türkiye otomotivde bir sanayi devrimi yapmıştır ama bu, 40 yıl almıştır ve tırnaklarıyla kazımıştır. Ve ne için, bugünkü rüzgar türbinindeki sanayi devrimi beş yılda yapılabilsin diye. Biz bunu böyle bağladık. Madem ki bu altyapı, bu kazanım ve bilgi birikimi otomotivde var. O zaman biz beş yılda rüzgar sanayi devrimini gerçekleştirmeyi hedeflemeliyiz” diyor.

Türkiye de bu rüzgar böyle esmeye devam ederse, bu sefer devleti, kurumları, bilim insanları, mühendisleri ve sanayicisiyle hazır görünüyor.

Resul BUKSUR / CNBC-e Business (Ekim 2011)ntvmsnbc.com